Picture
Bu yazı markaya yönelik bir olumsuz eleştiri olarak yazılmamıştır.

Yakın bir zaman içerisinde Ülker, baharat sektörüne de el attı ve Ducros adında çeşitli ambalajlanmış baharatları piyasaya sürdü. Ülker, gıda alanında bir sürü ürünü piyasaya sürüyor: anlaşmalı fabrikalar ile, fason üretimler ile...

Ancak bu ürünün ufak bir olayı var: Eğer ki bir ürünün ambalajına dikkatlice bakarsanız, aşağıdaki simgeyi görürsünüz. Bu simge "ürünün ışınlandığını göstermektedir."

Işınlı gıda?!

 
 
Picture
Hayal meyal hatırlıyorum... Büyük odada bir Cosmos marka atarili bir televizyon vardı. Üstelik bu atarinin kolu kablosuzdu ve çok da dikkat çekiciydi. Neredeyse her hafta bir atari kaseti değiştirip oynardık... Evler değiştikçe televizyon da eskimeye başladı.

 
 
Picture
_... yine bir bar köşesi...

En son buraya ne zaman geldiğini hatırlıyordu, zaten hergün buradaydı... Ama ilk ne zaman buraya geldiğini ve neden geldiğini hatırlayamıyordu... Belki de hatırlamak için içiyordu... O hatırlamıyor, ama elinde tuttuğu tekila bardağı çok iyi hatırlıyordu...

 
 
İstanbul'a gideceğim otobüsün kalkışını beklerken geçenlerde katıldığım bir buluşma aklıma geldi ve farklı bir şekilde düşündürmeye başladı. Bu buluşma "çilingir" denilen Anahtar Eğitmenleri'nin buluşmasıydı. Masanın bir ucunda 3-4 yıl önce tanıştığım Gönenç duruyordu. Onunla Denizli'de bir atakta tanışmıştım. Onu görünce atak anılarım aniden canlanmıştı: Meydanda gözümüz kapalı şekilde kitap dinlemiştik, Cadde boyu koltuk değneğiyle yürümeye çalışmıştım, ve yine o meydanda Tunak Tunak Tun oynamıştık, Goalball'u hiç unutmuyorum bile... 

Karşımda Özgür oturuyordu. Özgür ile Mersin'de bir dönemselde tanışmıştım. EVS hakkında bilgiler vermişti ve Avrupa'ya gitmenin aslında zor olmadığını anlatmıştım.

Masanın diğer ucunda Umut oturuyordu. Umut'la ilk konuşmamız (bana göre) TOG ofiste mutfaktan çay alırken olmuştu.

"- Adını neden Mahir koymuşlar?
+ Dedemin ismi Mahir, neden sordun?
- Hiç... Babamın ismi de Mahir de, ondan sordum.
+ Güzel tesadüf..."

Şimdi Umut'la sahalarda "ihaleler" için koşuşturuyoruz. :) Sadece Umut'la değil, o masada Hamit, Mesut, Ceyda, Recep de vardı ve onlar da sahalarda koşuyorlar.

Dediğim gibi sanki geçmişimle şimdim aynı masada oturuyordu. Geçmişte ne olacağını tam bilmeyen (gerçi halen ne olacağım kesin değil.) , asosyal bir kişilik şimdilerde bambaşka bir insan...

O masada Sener, Taner, Cengiz, Melek, Gülcan, Mehmet, Erman ve daha bir çoğu da vardı ve onları da TOG sayesinde tanıdım...

Geleceğim daha bu masada değil, belki de yan masadan beni gözetliyordur....

 
 
Saat 22.00 Yer KYK Yurdu

Arkadaşların odasında dizi izlerken kapı açıldı ve 3 arkadaş odaya girdi, birinin elinde kağıt ve kalem vardı. Karşı odadan gelenler konuşmaya başladı: "Kettle yasağı için imza toplamaya başladık, bugün bir kettle daha aldılar. Bunun için imza topluyoruz. İmzalar mısınız?" İmza toplama kampanyası... Ama yurtta kettle serbest olsun diye... Tamam ben de kettle olsun diyorum, ama bu sadece bir yurt ile kalmıyor. Bunun yurt müdürü var, bölge müdürü var, asıl müdürü var... Bir iki kişinin imzası yetmiyor...
 
 
(13 Eylül 2011 akşamı Eskihisar - Topçular)
Picture
Bilmediğim bir yoldayım şu anda... 
Eskihisar'dan arabalı vapurla karşı kıyıya geçiyorum. Karanlık bir gecede, ayın yakamozuyla, Eminönü'ne giderken gördüğüm arabalı vapurlardan birine biniyorum, üstelik geceleyin... Gerçi Çanakkale'ye giderken de vapura binmiştim, üstelik gece... Karşı kıyı sanırım Bursa (aslında Yalova - Topçular mevkisi) olacak, peki ben nereye gideceğim?

 
 
Asosyalistik Mahir

 (dıııııt, dıııııııııııt... çırık... )
- Alo!
- Alo Mahir?! Neredesin oğlum? Hiç arayıp sormuyorsun, ne yapıyorsun?
- Ne yapayım işte, çalışıyorum, takılıyorum...
- Ne zaman geleceksin?
- Yarın ya da yarından sonra...

 
 
"Güneş yukarda, kumsala uzanmış güneşleniyorum ve sonra büyük dalgalar beni içine alarak dibe çöktürmeye çalışıyor, dipteki kumlar gözümü alırcasına parlamaya başlıyor ve kendimi sırada buluyorum."
 
 
Bu mümkün. Şimdi yazımızı dikkatlice okuyun:

 
 
Mayıs geldi. Dersler bitti ya da devam ediyor. Finaller başlamadan önce bir bahar şenliği yapmamız gerekiyor.

Peki bahar şenlikleri nasıl oluyor?

Geçen haftalarda içerisinde bulunduğum bir organizasyondan bahsetmek isterim:

Alternatif Gençlik Haftası (AGEH)...

AGEH? Kısaca 19 Mayıs'ı da içine alan hafta yani Gençlik Haftası'na alternatif olarak geliştirilen bir proje. Bu proje için arkadaşlarım gece-gündüz demeden çalıştılar, ancak bunu para için değil, gönüllülük için yaptılar.