Picture
Hayal meyal hatırlıyorum... Büyük odada bir Cosmos marka atarili bir televizyon vardı. Üstelik bu atarinin kolu kablosuzdu ve çok da dikkat çekiciydi. Neredeyse her hafta bir atari kaseti değiştirip oynardık... Evler değiştikçe televizyon da eskimeye başladı.

Picture
Sırf maçla diziler aynı zamanda yayınlanıyor diye 37 ekran televizyon (YU-MA-TU) alındı. İlk TV'nin tüpü bitmeye başladığı vakit, Cosmos emekliye ayrıldı ve salondan oturma odasına taşındı. Büyük kara kutu üstünde annemin ördüğü dantel ve çöpe giden atari kolu...

Picture
Üçüncü TV, yine zamanın teknolojisine ayak uydurabiliyordu: Uydu alıcılı TV! Alman teknolojisi Telefunken, salonda yerini almıştı. Tek kumandası sayesinde kolay kullanılabiliyordu ve kumanda kargaşası yaratmıyordu. İkinci televizyon da bu sıralarda mutfakta yerini almıştı ve Cosmos da oturma odasında zaman zaman kullanılıyordu...

TV'de Plazmalar'ın reklamları gösterildikçe babam "Alsak acaba nereye koyarız?" diye düşünüyordu, ben ise "Alıp ne yapacaksın? Bu TV sana yetmiyor mu?" diye ufaktan sitem ediyordum. Ve gün geldi babam üçüncüsünün üstüne kuma getirdi. Bu seferki "Akıllı Televizyon"du.

Nasıl? İnternete mi bağlanıyor?

İlk duyduğumda masal zannetmiştim, ancak reklamlarda da görünce gerçek olduğunu anladım. TV, internete bağlanabiliyor ve içerisindeki uygulamalar sayesinde güzel zamanlar geçirebiliyorsunuz.

Dördüncü TV'nin eve gelmesiyle birlikte üçüncü TV oturma odasına, birinci TV diğer odaya alındı. İkinci TV aynı yerde (mutfak) duruyor...

Anlayacağınız şu anda evde 4 kuşaklı bir TV ailesi var... Tüplü, küçük, ince...

"Hey gidi günler hey... Bizim zamanımızda siyah-beyaz televizyonlar vardı" diyenler artık kalmadı, bir iki yıl sonra "Bizim zamanımızda atarili televizyon vardı" demeye başlayacağız.

"Işınla beni Mr. Spark!"
 


Comments




Leave a Reply