Bir yaz sabahı...

Gözümü açar ve tavandaki siyahlıklara bakarım... Daha saat sabahın 6'sı ya da 5'i ama beni bu saatte uyandıran birşey var ortamda... Etrafı izleyip sesleri dinliyorum. Aşağıdan çıngırak ya da zil sesleri geliyor.

"Möööööö"...

Dayım malları ahırdan çıkarıyor, bunu anlamak için sadece ses gerekmiyor, tezek kokusu da peşinden geliyor.

Bir bahar sabahı...


Saat 8.00, nasıl biliyorum? Çünkü saati sekize ayarlamış ve alarmın tiz sesini duymuştum...

Ayağa kalkıp pencereden dışarı baktım, tipik bir Bolu havası yine... Bembeyaz sis, ancak arkada güneşin parıltısı... Havasızlıktan ölmüş bir durumda pencereyi açtım ve o yaz sabahı beynimde çaktı. Nasıl oldu da bir an köy aklıma geldi? Yoksa insanda koku hafızası gibi bir şey mi var?

Köy aklıma gelince içime bir an hüzün çöktü. Yakın bir zaman önce anneannemin ölüm yıldönümüydü ve anneannem o köyde, Kısacık Köyü'nde, yaşıyordu. Onun yüzünü hiç unutmam, unutamam... Fındık zamanı hep evde kalır, anneanneme bakmaya çalışırdım. Onun bir tası vardı ve hiç unutmam o tasta mısır ekmekli yoğurt hiç eksik olmazdı.

Şimdilerde köye gidiyorum ve onun köşesinin boş olduğunu görüyorum, içimden ağlıyorum...


 


Comments




Leave a Reply