Koordinasyon toplantısı'na giderken... 2009 yazın başları...

Bu trenle Ankara'ya gidişimin ilk yazısıdır. Trenin gelmesine otuz dakika var ve tren Haydarpaşa'dan kalkmakta. Az önce Vangölü Ekspresi istasyona (Pendik) vardı. Çoğu aile sanki köyden kente göç eder gibiydi. Yataklı vagonlar nostalji havasında ve ben bir elimde kalem, diğer elimde fındıkla bu yazıyı yazmaya başladım.
Ankara'ya neden mi gidiyorum? Günübirlik bir gezinti için değil, kendimce önemli bir toplantı için gidiyorum. Çünkü, ilk kez bir topluluğun temsilcisi olarak... Bu gece benim ilklerimin gecesi. Az önce karşı perondan bir banliyö geçti ve saat daha var. Bekliyorum ve avucumdaki fındık bitti.

Sanki bir sevgiliden ayrılıyormuş gibi, hani eski Yeşilçam'dakiler gibi son ana kadar beklenen sevgili ve trene binerken arkadan sana seslenen bir ses gibi... Ama öyle ne bir sevgilim var, ne de seslenecek ses.

Bekliyorum; önümde bir ileri bir geri yapanlar...
Ve karanlığın sessizliğini delen bir ses... Fakat banliyöler...Şu anda Fatih Ekspresi, Haydarpaşa'dan kalkmıştır. Yolcularıyla gelmektedir. Banliyö dedim de küçüklüğüm aklıma geldi. Kaynarca'daki büyük amcamlara hep trenle giderdik. Binerdik Kartal'dan, inerdik Kaynarca'dan... Ama şimdi İETT ile gidiyoruz, trenin heyecanını içimde bastırarak...

Ankara'da ablam okumasına rağmen bu yıl ilk kez Ankara'ya gittim. Keşke önceden gitseymişim ve keşke orada okusaymışım... Ama sonra da iyi ki okumamışım diyorum. O kadar düzen bana gelmez çünkü...

Rüzgarın esintisini sayfanın hareketlenmesiyle anlıyorum, sanki bana yardım etmek istiyor öbür sayfaya geçirmek için...

Bankta, koynumda çanta ve defterle bekliyorum. Arkamda elektronik tartının sahte kadın sesi... Yazacak bir şey bulamıyorum. Az sonra 2. vagonun 7. koltuğuna oturacağım. Sessizliği bozan düdük, 15 saniyeliğine açılan kapı ve giden yolcu ve yine gelen sessizlik... Trenin gelmesine 10 dakika kaldı.

Ablam da bu sıralar Ankara yollarındadır. O da İstanbul'a gelecek. Ben Ankara'ya, o İstanbul'a... Bakalım nerede yollarımız kesişecek. Eskişehir, belki başka bir yer...

Neyse bu yazıyı kısa bitireyim. Az sonra trenim gelecek ve ben 2. vagonun 7. koltuğunda içimdeki tren heyecanıyla trenle ilk kez Ankara'ya gideceğim...
 
 


Comments




Leave a Reply